" kar manzaralı bu resim çok daha gizemli göründü bana! "
Dün internet ortamında haberleri okurken ABD Başkanı’nın Asya turu kapsamındaki Çin gezisini ve Çin Seddi'ni ziyaret edişiyle noktaladığına dair yazıları okudum. Başkan Obama’ nın o tek başına yürüyen “Issız Adam” fotoğrafını görünce, doğrusu bende, kendi kendime düşünmeden edemedim. Acaba bu yürüyüşü esnasında kafasının içinden ne gibi düşünceler geçiyordu! İnsanız ya, her tür kurgulamak mümkün; Olumlu-olumsuz, şov, strateji vs… ya da hiç birisi! Hele ki içini ve iç dünyasını o an kim bilebilir! Doğruları, yanlışları ile herkesin kendisi ile hesaplaştığı olmuyor mu ki! Hem de ne çok…
Sonra şu dünyayı hırsları ve açgözlülükleri ile çirkinleştiren, doğayı yok eden, yer yurt kavgası içinde; teni, rengi, dini, kültürü yüzünden birbirine düşman olan ve içlerinde her türlü çirkinliği barındıran insanları düşündüm...
Acı çeken, yokluklarla boğuşan, haksızlıklarla cebelleşen, yetimleri, dul kadınları, gazileri, şehitlerimizi…
Ve dünyanın dört bir yanında, daha dünyaya gözünü açarken, doğuştan zavallı, şanssız, evsiz ve barksızlar insanları düşündüm…
İçim daraldı, yutkundum, sustum…
Sonra bir kez daha şükrettim bizi Yaradan Allah’a. Başımızı soktuğumuz bir yuvamız ve yiyecek ekmeğimiz olduğuna, başkasına muhtaç olmadığımıza… Atatürk gibi Büyük bir Öndere sahip olduğumuza; derin köklerimize, binlerce yıldır kardeşçe ve renkli kültürümüzle hep birlikte tek bir bayrak altında toplandığımız ve şehit kanlarıyla sulanmış böylesine değerli topraklarda yaşıyor olduğumuza…
Varlığıyla beni değerli kılan ve yaşamıma anlam yükleyen diğer yanıma, anneme, babama, kardeşime, kardeşlerime, arkadaşlarıma ve tüm sevdiklerime bir kez daha minnettar olduğumu duyumsayarak, bu dünyadan göç eden ama bizlere verdikleri ve öğrettikleri nice güzel değerlerle hayatıma dair güzel miraslar bırakan; Ata’larıma, büyükanne ve büyükbabalarıma ardından rahmetle anarak…
Dua ettim…
ve küçük bir borcu yerine getirmenin iç huzuru ile sanki hafifledim…
Sonra okuduğum haber ve gördüğüm resim ile beni bir an, oradan oraya doğru sürükleyen ve çok uzaklara doğru götüren, dağların üzerine kurulu o sisler içindeki gizemli görüntüsü ile tekrar Çin Seddi gözümün önüne geldi. Kim istemezdi ki orda yürümeyi, ya da en azından mesela ben de orda yürümeyi çok isterdim…
Antik kentleri ve kültürleri hep merak ettim. Tarihte derin izleri olan bu uzun yolda yürümeyi hayal ettim bir an! Sonsuzluk gibi uzun bir yol !...Aklımın dehlizlerinde derin ve sessizce dolaşırken, okuduğum haber beni, önce Çin Seddi’ne ve sonra da Çin Seddi ile adeta özdeşleşen Kitaro’ nun o insanın tüylerini diken diken eden, “The Silk Road” un gizemli yolculuğuna doğru sürükledi…
Kitaro’ nun İpek Yolu müziğini;
Yolu sevgiden geçen ve sonsuzluğun ışığında buluşacak olan tüm insanlara armağan ediyorum…
Bugün izin verin yüreğinize, uçmak istediği yöne kanatlansın…





